Site İçinde Ara






Elma Şekeri

-Elma

-Elma şekeri

-Elma şekeri isteyen yok mu?

Küçük çocuk bu sesi duyduğu gibi yerinden fırladı. Hızla pencereye koşup başını dışarıya çıkardı. Sesin geldiği yönü anlamaya çalışıyordu. Aynı ses tekrar duyuldu.

-Elma

-Elma şekeri

-Elma şekeri isteyen yok mu?

Küçük , sesin nereden geldiğini anlayamadı, sokağın bir alt ucuna bir üst ucuna kafasını çevirip durdu. Ses sanki bir öncekinden daha yakındı.

-Elma

-Elma şekeri

-Elma şekeri isteyen yok mu?

Çocuk bütün dikkatini sokağın köşesine verdi. Oradan geleceğine  emindi. Önce  el arabasının ön tekerleğini gördü. Sonra arabanın üzerindeki kırmızı kırmızı top gibi yuvarlak şekerleri. Küçük , şekerciyi görünce elini birden cebine götürdü. “ Dün şuralarda biraz param vardı” diye mırıldandı. Elini istediği kadar cebinin içinde çevirsin para yoktu. Aklına sonradan geldi , dün parayı bakkal amcaya verip çikolata almıştı, içinden “tüh…birgün  daha sabretseydim şimdi elma şekeri alabilirdim “ dedi. Parası yoktu , peki nereden bulabilirdi. Babası çoktan işe gitmişti. Hemen annesine koştu. Annesi  babasının ekmek alacak para bıraktığını, bir kuruş fazla paraları olmadığını söyledi. Bu iş o kadar hızlı oldu ki şekerci ancak sokağın başından evlerinin önüne gelebilmişti.

Küçük yine pencereye doğru yürüyordu. Bu kez koşmuyordu , her adımı bir öncekinden daha yavaştı. Elma şekerci ise evlerinin önünden sanki koşarak uzaklaşmıştı. Küçük mutfaktan pencereye gelenedek şekerci sokağın sonuna varmıştı. Şekercinin sesi hem uzaklaşıyor hem de kısılıyordu.

-Elma

-Elma şekeri

-Elma şekeri isteyen yok mu?

Çocuk pencereyi kapatıp odasına gitti. Yatağına uzandı.” Babamın çok parası olsaydı benim de şekerim olurdu” diye kendi kendine söylendi. “Evimiz bir elma şekerinin üstünde olsaydı, her sabah  sokağa çıkar , akşama kadar sokağı bir uçtan bir uca yalardım” diye hayal kurdu. Hayal kurarken birden duraksadı.” Ya dayanamaz yersem evimiz düşer sonra , olsun babam tutar “ diye düşündü.

Çocuk bunları düşüne dursun, uyku çoktan göz kapaklarına oturdu ve süreki aynı ninniyi söyledi.

Uyu mışıl mışıl uyu hadi

Güneşin doğmadığı yerde uyan

Melekler olsun rehberin

Güzellikler bulsun seni

Küçük ninniyi dinledi, sonra uykuya daldı.

Annesi işini bitirince seslendi:

-Kuzucuk nerdesin ?

Annesi  hiçbir çıt çıkmayan evde sürekli  “kuzucuk nerdesin ?” diye sesleniyordu. Evleri çok büyük değildi ; ama anneye bir şato gibi geldi o anda. Sesi duvarlarda  yankılanıp kendisine geliyor  ama kuzucuğunun sesi soluğu duyulmuyordu. En son küçüğün odasına baktı. Yatakta uzandığını görünce “ yaramaz az kalsın ,yüreğime indirecektin “ dedi.  Uyuduğunu farkedince sesini alçalttı. Yanına kadar gidip küçüğün ayak ucundaki battaniyeyi bir gülü öper gibi çocuğun üzerine örttü. Alnındaki saçları geriye doğru elleriyle taradı. Odadan çıkmak üzereyken kapıyı kapatmadan önce küçüğün yatağının kenarlarına minderleri koymadığını hatırladı. İçeri girip minderleri kanepenin altına dizdi. Kapıyı kapatmadan önce dua etti “ Kuzucuğumu kurtlardan koru Allahım”. Annesi bu duayı yaparken  küçük çoktan rüya ülkesinin kapısından girmişti.

Küçük bir bulutun üstüne binmiş elma şekeri topraklarına gidiyordu. Elma şekeri topraklarına vardığında bu uzun yolculuktan çok yorulmuş olacak ki üstüne bindiği bulutu sıkıp içti. “ oh! Şeker gibi tatlıymış” dedi. Arkasına dönünce gördüklerine inanamadı.” Herşey elma şekerinden ! herşey elma şekerinden “ diyerekten gördüğü manzaraya doğru koştu. Elini uzatıp tam bir tane alacaktı , bir adam belirdi.” Dur bakalım nereye gidiyorsun böyle” dedi. İlk önce neye benzediğini farkedememişti. Baştan aşağı süzünce gördü ki el ve ayakları tahtadan gövdesi ve başı elma şekerinden yapılmıştı. Küçük bir adım geri çekildi , titreyerek “ herşey elma şekerinden bende bir tane alacaktım “dedi. Elma şekeri adam “ hah hah  hah”  diye gülmeye başladı. Koca elma şekeri gövdesi tahta çubuğun üzerinde bir aşağı bir yukarı inip çıkıyordu. “hah hah bir tane alacakmış  hah hah” gülmesi etrafı çınlatıyordu. Birden gülmesi kesildi. Asık suratla “ biz burda neciyiz “ dedi. “Herkes senin gibi gelse bir tane şeker alsa bize ne kalacak” diyerek cümlesini tamamladı. Küçük , dudaklarını bükerek “ burada  çok şeker var “ dedi. Şeker adam “ sadece sen istemiyorsunki  hergün yüzlercesi geliyor “ dedi. Küçük mahcup bir tavırla “bir tane alsam ne olacak “ dedi. Şeker adam  hafif bir tebessümle “ o zaman senle de bir anlaşma yapmalıyız “ dedi. Küçük şaşırmış bir şekilde “ ne anlaşması “ dedi.

Şeker adam “ Şu karşıdaki iki tepe arasındaki köprüyü ve altından akan şeker nehrini görüyor musun? “ diyerek , küçükten gelecek cevabı bekleyemeye başladı. Küçük başını biraz kaldırarak karşıdaki köprüye baktı. Köprü , iki elma şekeri dağı arasında  gerilmişti. Köprünün üstündeki   çeşitli şekerlerin renkleri uzaklığa rağmen göz alıcı ve iştah kabartıcı görünüyordu. Şeker adam  küçüğün anlaşmaya razı tavrını görünce konuşmasına devam etti.

” Eğer aşağı düşmeden karşıya  geçmeyi başarırsan sana istediğin kadar elma şekeri veririm  ama ; düşersen  sende elma şekeri olursun” derken yüzündeki tebessüm dudaklarını daha da genişletti. Küçük bir köprüye birde kırmızı kırmızı parlayan elma şekerlerine  bakıyordu. Küçüğün tereddütlü olduğu tüm davranışlarından belliydi. Şeker adam “ne oldu yoksa elma şekerlerini istemiyor musun “ dedi. Küçük  “tamam  , yapabilirim “ dedi. İkisi beraber güzel şekerlerin ağaç olduğu , her meyvenin tatlı şeker gibi dallarından sarktığı bir şekerleme ormanı yolundan elma şekeri tepesinin olduğu yere geldiler. Şeker adam onu  köprünün başına getirdi. Şeker adam “ hadi yürümeye başla “ dedi. Köprü şekerden yapıldığı için küçüğün attığı her adım yapışıyor , ayağını çekeyim derken köprüyü sallıyor düşücek gibi oluyordu.Üç kez düşecekken zor kurtuldu. Birkaç defa geri dönmeyi düşündü,aklına elma şekerleri gelince vazgeçip yürümeye devam etti. Son birkaç adım kaldı ki , birden köprü sallanmaya başladı. Şeker adam var gücüyle köprüyü sallayıp “ sende elma şekeri olacaksın” diye bağırıyordu.Küçük son adımını karşı tepeye atamadan şeker nehrine düştü.Çırpınıyordu ama nafile , yapışkan şeker her tarafını kapladı. Gayret edip kıyıya ulaşmayı başardı. Dışarıya çıktığında ağlamaya başladı. O da elma şekeri olmuştu , yanaklarından süzülen yaşlar küp küp şeker oluyordu. Ağzından çıkan tek kelime “Anne!” oldu. Ağzından çıkan bu kelime bir melek suretine büründü. Melek “küçük niye ağlıyorsun “ diye sordu. Çocuk ağlayarak “elma şekeri istiyordum ama elma şekeri oldum, ben böyle kalmak istemiyorum” dedi. Melek “ siz küçükler niye annenizin sözünü tutmazsınız, annen sana hep yabancılarla konuşma onların elinden sakın birşey alma demedi mi?” diyerek azarlayıcı bir şefkatle sordu. Küçük hem ağlıyor hemde içini çeke çeke “ dedi” diyordu. Melek “ peki sen ne yaptın hiç tanımadığın biriyle anlaşma yaptın ve cezasını çekeceksin…” dedi. Çocuk “bir daha annemin sözünü tutacağım , bir daha annemin sözünü tutacağım” diyerek uyandı.

Hemen ellerine baktı “ elma şekeri değilim yaşasın” dedi. Dışarıdan arkadaşlarının sesini duydu. Yatağından kalkıp doğru sokağa fırlayacaktı ki  önce annesine  dışarı çıkacağını söyledi. Sonra tam gaz dışarı. Arkadaşlarıyla oynamak hoşuna gidiyordu. Hava yavaş yavaş kararmaya başladı. Eve dönesi hiç yoktu, sabaha kadar arkadaşlarıyla sokakta  oynayabilirdi. Güneş iyice ufuktan kaybolmuştu. Oyunları bitmiş eve dönmek üzereydi, oynadıkları yere bir araba yanaştı. İçindeki adam “ küçük dedi ,buralarda bir yerde park varmış nerede olduğunu biliyormusun?”dedi. Çocuk “biliyorum amca  “ dedi elindeki topu iki eliyle sağa sola sallarken. Arabadaki adam” peki arabaya binip bizi oraya götürebilir misin  , götürürsen sana ELMA ŞEKERİ alırım.” Dedi arka kapıyı açarken. Küçük “ elma şekeri mi?” dedi tuhaf bakışlarla. Adam “ yoksa elma şekerini sevmiyor musun? Küçük” dedi garipser gibi bir tavırla. Küçük “ elma şekerini severim amca ama elma şekeri olmaya niyetim yok “ deyip evine gitti. Küçük evin kapısından girerken, gökyüzündeki melekler tebessüm ediyordu.



« « Bozuk Para | Fener Balığı » »

Comments are closed