Cehennemin Kapısı

Ergenekon’a sıkışan Türk kavmi çıkış yolu aramaktadır. Bir çözüm yolu bulmak için bir araya gelen boyların şaman rahipleri yüce ruhtan yardım istediler. Çadırdaki toplantıda ateşin üzerindeki dumanlar içinde iki kapı görünür, kapılar duman içinde yüzerken bir ışık huzmesi sürekli bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkmakta ve aydınlığın içinde kaybolmaktadır. Rahipler bunun bir işaret olduğunu bir kapı yapmaları gerektiği ve bu kapıdan geçen kavmin yüce ruhun yardımıyla dağın arkasına geçeceklerini söylerler.

Rahiplerin bilmedikleri ise bu kapılardan birisin iyilik diğerinin ise kötülük kapısı olduğudur. Toplantıda kocalardan biri bu kapıların efsanevi iyilik ve kötülük kapıları olduğunu eğer biri yanlışlıkla iyilik kapısından girerse diğer tarafa kötü olarak geçeceğini belirtir. Şamanlar bunun olmaması için kavim kurtulduktan sonra iki kapıyı da yakmaya karar verirler. Böylece hiç kimse bu kapıları bir daha kullanamayacaktır.

Rahipler kendilerine bu ilhamın Yüce Ruh tarafından yapıldığını sanıyordular bu ise büyük bir yanılgıydı, dinledikleri yüce ruh değil şeytanın efsunlarıydı. Şeytan onlara cehennemin kapısını yaptırtacaktı. Bu yeni kapıyla dünyaya açılan cehennem kapılarına bir yenisi daha eklenecekti, cehennem kapılarının esas amacı bir topluma akan kötülüğün kaynağını oluşturmak ve o toplum içindeki şeytanilerin beslenmesini sağlamaktı. Türk kavmine ait olacak bu kapının ise ayrı bir özelliği vardı, bu kapı dünya üzerindeki diğer kapıları bağlayan bir ana kapı hükmünde olacak ve bu kapı sayesinde dünyada kötülük daha rahat dolaşacak, dünya üzerindeki büyük değişimler başlatacak olan bu kavim şeytanın planında en önemli yerlerden birine sahip olacaktı.

Arz da yeni meydana gelen bu olayın yankıları şeytaniler arasında dolaşırken, haberci melekler bu haberi dünyadan sorumlu olan meleklere ulaştırırlar. Melekler bu kapıları çok iyi bilmektedirler cehennem kapıları her kavme akan kötülüğün sorumlularıydı ve bu kapılardan akan kötülüğün etkisi altında kavim en sonunda kendini yok ettirecek kadar günaha boğulmaktaydı. Dünya var olduğundan beri melekler bu kapıların sebep olduğu imhalara şahit olmuşlardı. Türk kavmi dünya üzerinde yeni bir başlangıcın temsilcisi olacaktı eğer bu kapıyı meydana getirirlerse bu onlarında sonu demekti. Melekler bu kez bunun olmasına izin vermemeye kararlıydılar. Semada bu çalkantılar yaşanırken şaman rahipler kapıların ilk büyülerini yapmaya başlamışlardır bile.

Meleklerden biri beyaz bir kurt kılığında dağın eteklerine iner, o sırada demirci ustası ise işiyle meşguldür. Önündeki ateşte tavladığı demirini dövmeye hazırlanırken sarp kayaların zirvesinde uluyan bir kurt duyar. Kurdu takip eder, çıkabildiği yere kadar çıkar ama daha ötesi tırmanmaya elverişli değildir. Yorulduğu yerde daha önce görmediği bir mağara görür, girişi çok geniş değildir ve aşağıdan görüş açısına girmediğinden kimse orada bir mağara olacağını tahmin bile edemez. Mağaranın içinde ilerlemeye devam eder, mağaranın içinde kısıkta olsa bir ışık parıltısı görür. Uzunca bir mesafeden sonra mağaranın sonundaki duvara gelir, eliyle duvardaki taşları yoklar. Bu taşlar elinin her zaman alışık olduğu demir cevheri içeren taşlara benzemektedirler. İşte o anda kafasında bir düşünce peydah olur. Eğer bu taşlar demir içeriyorsa eritilebilirde, büyük bir heyecanla beye gider ve aklına gelen planı anlatır.

Bey Şamanların kapısını ona anlatır ve kendi planını da uygulamasını ister hangisi başarılı olursa kavim oradan çıkacaktır. Demirci ustası Kutalmış diğer demircilere aklına gelen düşünceyi ve nasıl yapacaklarını anlatır. Ergenekon içindeki meyve veren ağaçlar dışındaki tüm ağaçları keserler. Bir bölük mağaranın ağzını genişletir, diğerleri yaptıkları ters çıkrıkla kesilen odunları mağaranın ağzına taşır. Mağaranın içinde Kutalmışın vardığı en son noktaya bir ocak kurulur, ayrıca mağaraya ateşin hava alacağı bir düzenek ve akan demir eriğinin yol alacağı bir kanal kazılır. Dikkat ettikleri asıl şeyse istedikleri mağarayı eritip başlarına çökmesi değil sadece önlerine çıkan duvarı eritmek istiyordurlar. Önlerindeki duvarı erite erite yol alacaklardı. Demirci ustaları bölük bölük içeri girip harlanan ateşin duvarı eritmesine çalışıyorlar ama duvar istenen hızda ilerlemiyordu ilk günün sonun da ancak yarım adam boyu yol alabilmişlerdi. Dağın ne kadar kalın olduğunu da bilmiyorlardı bu onları ümitsizliğe düşürdü. Mağarada bu hummalı çalışma devam ederken Şamanlarda kapıları için dua edecekleri günün yıldızını gökte bekliyordu. Beşinci günün sonunda Şamanların beklediği günün habercisi olan yıldız göründüğünde mağarada yedi at boyu yol alınmıştı ama hala bir sonuç yoktu. Şamanlar 6. günün gecesi marangozun yaptığı iki kapıyı yıldızların en iyi göründüğü Alana getirdiler ve iki kapının da kapısını açtılar. Yıldızın görünmesiyle birlikte dansa başladılar, gökten aşağı doğru ışık huzmeleri inmeye başladı. Mağarada ise odun neredeyse bitecektir ama hala bir işaret yoktur. Demircilerin körük rüzgârlarına meleklerin üflemeleri de karışır çünkü kapıları kullanmalarını istemezler. Şeytansa kapıların hazır olmasını sabırsızlıkla beklemektedir. Duvar tamamıyla erimiştir ama ilk önce gece olduğu için bunu anlayamazlar sonra gökyüzünde ayın yanında uluyan beyaz kurdu görürler. Kutalmış haberciye çıkışa vardıklarını söyler o da dörtnala koşturarak otağa gider haberci otağa vardığında Şamanların töreni bitmek üzeredir. Son ışıkta kapıların içine girince kapılar kendiliğinden kapanır. Haberci beylere haber verince hep birlikte mağaraya giderler onlarda ayı görünce kurtulduklarını anlarlar ancak atalar öldüğü için kimse dönüş yolunu bilmemektedir. Uluyan kurt ayın yanında tekrar belirir Kutalmış mağarayı ona kurdun haber verdiğini söyler. Beyler Ataların ruhlarının kurdu izlemelerini istediklerinde hemfikirdir. Şamanlar kapılar hazır olsa da onları kullanmak istemedikleri için kapıları yakmaya karar verirler, ateşin içine kapıları atarlar ancak iyilik kapısı yanar ama kötülük kapısı yanmamıştır. Yaptıkları hatayı anlayan şamanlar kapıyı ergenekonda bırakıp orayı terk edeceklerdir, emindirler ki kapı bir daha ergenekona gelen olmayacağı ve bu sarp dağları aşan kimse olmayacağından bulunamayacaktır kapıyı ergenekona gömerler…

4 comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir